MESAFE TAHMİN YÖNTEMLERİ

Mesafe tahmini sanıldığından çok daha zordur. Özellikle de referans noktalarının olmadığı açık denizde. İlk subay çıktığım günlerde,  gemi komutanımız seyirdeyken sık sık sahilden ya da denizdeki herhangi bir tekneden mesafe tahmini yapmamı isterdi. Sonra da radardan gerçek mesafeyi ölçtürerek kontrol ettirirdi. Çoğu zaman, öylesine hatalı tahminler yapmışımdır ki, hayretler içinde kalmışımdır. Uzun ve sıkıcı seyir … Okumaya devam et

2. GÜN (TURUNÇ-AMOS-KUMLUBÜK-KAMP)

Sabaha karşı uyandım. Gün doğmamış, tekrar uyudum. Bir müddet sonra tekrar uyandım. Perdelerden belli belirsiz bir ışık sızıyor. Gün doğmak üzere. Hemen yataktan fırladım ve toparlanmaya başladım. Çünkü dün hem geç bir saatte yürüyüşe başladım, hem de kamera teleskobik batonunu aramak üzere geri dönmemden dolayı çok geciktim. Aslında bu sabah Amos’tan başlamayı planlamıştım. Saat 07.20. … Okumaya devam et

KARİA YOLU – MALZEMELER

17 Mart-30 Nisan 2014 tarihleri arasında solo olarak yürümeyi planladığım, Karia Yolu yürüyüşüne ait malzemelerim,  aşağıdaki videoda. Likya Yolu, tecrübesiyle bu kez çantamı 14-15 kg. civarında tuttum. (Su hariç)

TEK BAŞINA DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Doğa yürüyüşleri konusunda ülkemizde yaygın bir kanı var. ”Tek başına, özellikle de uzun soluklu doğa yürüyüşlerinin çok tehlikeli olduğu” konusunda. Bu nedenle genellikle grup halinde yürünüyor. Ama bu sporun daha yaygın ve uzun süredir yapıldığı ülkelerde ise, tek başına doğa yürüyüşü bir tarz olarak karşımıza çıkıyor..  Pek çok kadın-erkek tek başına – diğer bir deyişle … Okumaya devam et

1. GÜN – 15 MART (Ovacık – Kozağaç)

      Saat 01.30 ‘da Kamil Koç’un Gönen-Muğla otobüsüne bindim. Yerim hemen şöför arkası, 3 numara. Tam otobüs kalkmak üzere yazıhanede ki çocuklar koşarak geldiler. ‘’Abi şöför de, muavin de ilk kez bu hatta geliyorlarmış. Bandırma otogarı bilmiyorlar. Yolu tarif eder misin?’’ dediler. (Bandırma otogarı yeni yapıldı, birkaç yıllık.) Arabayı beklerken bu gençlerle sohbet etmiştik. Sırt … Okumaya devam et

2. GÜN – 16 MART (Kozağaç-Alınca)

Gece yarısı çadırın içini aydınlatan parlak bir ışıkla uyandım. 1-2 saniye sonrada arkasından kulakları sağır edercesine patlayan bir gökgürültüsü… Sağanak bir yağmur bastırdı, ama ne yağmur. Endişeye kapıldım. Çadır bu yağmuru nasıl kaldırır diye. Neticede 1500 mm su basıncı direncine sahip üç mevsim bir çadır. Her yeri kontrol ettim, şimdilik su almıyor. Uyku ağır bastı, … Okumaya devam et

3. GÜN – 17 Mart (Alınca-Bel)

Sabah 07.00’de uyandım. Oh be… İki gündür yağışlıydı. Bugün ise günlük güneşlik. Keyif içinde iki gündür yapamadığım çorbayı yaptım. Domates çorbası. Ekmeksiz biraz peynir, biraz da sucuk yedim. Toparlanma vakti geldi. Toparlanmam tam 1 saat 15 dakika sürüyor. Bu zamanı kesinleştirdim. 08.30 gibi yola koyuldum. Çık babam, çık babam bir türlü bitmiyor. Dün gece Alınca’ya ulaşmam … Okumaya devam et

4. GÜN – 18 MART (Bel-Gavurağılı)

Sabah 07.00 ‘da uyandırdılar. Bugün niyetim Xanthos’a gitmek. Çantamı hazırladım, dışarı çıktım. Osman keçilere gitmiş. Ramazan giyinmiş okula gitmek için servis otobüsünü bekliyor. Elinde de rubik küp. Fatma hanımda  bahçe duvarı üstünde, ayakta kahvaltısını yapıyor. ‘’Gir içeri kahvaltı hazır’’ dedi. ‘’Osman gitmiş, ben eve girmeyeyim, sen getir ben de burada yaparım’’ dedim. Gitti tepside kahvaltımı getirdi. Ben de duvarın … Okumaya devam et

5. GÜN – 19 MART (Gavurağılı-Kınık)

     07.00’da uyandırdılar. Çantamı topladım. Çamaşırlar kurumamış, hepsi sucuk gibi. Bu yüküm artacak anlamına geliyor. Çantam zaten çok ağır. (20 kg oldu sularla birlikte) Allahtan bugünkü parkur rahat. Deniz seviyesine inip, o irtifada devam edecek. Çıkış yok yani.      Kahvaltıya geçtim. Almanlarda yeni gelmişler. Bende oturdum. Fatma çay getiriyor, börek getiriyor.. Çok güzel … Okumaya devam et

7. GÜN – 21 MART (Üzümlü-Bezirgan)

Sabah 06.00 da uyandım. Tuvalet, çanta toplama, giyinme derken saat 07.30 da aşağıya indim. Rıza gelmemiş henüz. Bahçedeki masalardan birine oturdum. Rıza’yı bekliyorum. 5 dakika geçti geçmedi Rıza geldi. ‘’Ben şimdi kahvaltıyı hazırlarım, sen geç otur TV seyret’’ dedi. Sabah haberleri.. O gün 21 Mart Nevruz günüymüş. Diyarbakır’dan canlı yayınla hazırlıkları gösteriyorlar. Böyle bir yürüyüşte … Okumaya devam et

8. GÜN – 22 MART (Bezirgan-Gökçeören)

Sabah gün doğumuyla uyandım. Rüzgar kesilmiş, bu sefer de yağmur başlamış. İnce ince yağıyor. Yağmur daha da artabilir korkusuyla hemen fırladım ve toplanmaya başladım. Aslında köyün 08.30 da açılan bakkalını bekleyip pil ve yiyecek bir şeyler alacaktım ama vazgeçtim. Bu arada toplarken çadır polümün ipi koptu. Keyfim kaçtı. Gerçi onarabilirim ama, dün geceden uykusuzum, yağmur … Okumaya devam et

9. GÜN – 23 MART (Gökçeören-Kaş)

Sabah 06.00’da uyandım. Kahvaltı 07.30’da. 08.00’da da yola çıkacağız. Tuvalete gittim. Sırt çantamı topladım. Yola çıkmaya hazır hale geldim. 07.00’da Hüseyin uyandırmak için kapıyı çaldı. Dün akşam yemek yediğimiz yerdeymiş kahvaltı. Kalktım oraya geçtim. Hüseyin de yer sofrasını kurmuş, kahvaltılıkları getiriyor. ‘’Hüseyin benim borcum nedir?’’ diye sordum. ‘’Sen 50 TL. ver yeter’’ dedi. Pazarlıkla 40 TL. … Okumaya devam et

10. GÜN – 24 MART (Kaş’ta istirahat)

Bugün de Kaş’ta kalacağım ve kendime tam bir gün dinlenme fırsatı vereceğim. Sabah 05.30‘da uyandım. Küçük şekerlemelerle 06.30’a kadar yattım. Sonra kalktım bir banyo yaptım, giyindim ve kendimi Kaş sokaklarına attım. Güneşli, rüzgarsız, harika bir sabah. Kaş daha yeni uyanıyor. Limanda mendirek üzerinde bir yürüyüş yaptım, döndüm sahilde güzel bir çay bahçesine oturdum. Yavaş yavaş, … Okumaya devam et

11. GÜN – 25 MART (Kaş-Üzüm Koyu)

Sabah 06.00’da uyandım. Sanki kurulmuş gibi gün ışımasıyla beraber uyanıyorum artık. Önce çantamı hazırladım, duş aldım, giyindim. Kargoya kolimi almaya gittim. Saat sekiz ama henüz açılmamış. Karşısı otogar, oraya geçtim ve açık bir çay ocağında 08.30’a kadar oturup bekledim. 08.30’da kargo açıldı. Raflarda aradılar ama kargoyu bulamadılar. Cep telefonuma kargodan mesaj gelmişti. Açtım onu gösterdim. … Okumaya devam et

12. GÜN – 26 MART (Üzüm Koyu – Aparlei)

Sabah 05.00’ te uyandım. Hava daha aydınlanmamış. 06.00 ya kadar yattım. Bu gün iyi dinlenmişim. Çünkü dün gece sırt çantasını bagaja yerleştirmenin formülünü buldum. Çadırın içi bir anda genişledi. 06.00’da çadırdan çıktım. Bir şeyler atıştırdım. Bugün hava çok güzel olacak. Toparlanmaya başladım. 07.00’a doğru Almanlar da kalktılar. Ben 07.15 de sırt çantamı yüklendim. Onlar kahvaltı … Okumaya devam et