KARIA YOLU-BOZBURUN YÜRÜYÜŞÜ 2. GÜN (23 MART)

Uyuyup uyanarak ve her uyandığımda da sabah oluyor umuduyla saate bakıp, sadece 15-20 dk. geçtiğini görerek, epey sıkıntı bir gece geçirdim…

Acilen bu mat işini çözmem lazım. Çünkü daha 7-8 günlük yolum var. Bu şekilde bu yol bitmez. Rahattan vazgeçtim, soğuğa engel olsam yetecek. Rehber kitaba baktım. Bayır Köyü’nden Marmaris’e düzenli minibüs seferleri olduğu yazıyor. Hemen şu planı yaptım. Bayır Köyü’nden Marmaris’e dönülecek. Marmaris’ten bir mat ya da yerine geçebilecek bir şey alınacak ve Bayır’a dönülerek yola devam edilecek.

Mantıklı bir planımın olması beni biraz huzura kavuşturdu. En sonunda uykuya daldım.

Saat 5.40 gibi uyandım ve hemen çadırdan çıktım. Deniz tarafında yoğun bulutlanmalar var. Hava bozacak besbelli. Bir an önce yola çıksam iyi olacak. Hemen bir şeyler atıştırdım. Bu arada gece seslerin geldiği ve yaban domuzu olarak değerlendirdiğim bölgeye baktım. Evet yaban domuzları toprağı eşeleyip bitki soğanlarını yemişler.

Yemekten sonra kampımı toplamaya başladım. Sırt çantasını tamamen boşalttığım için o kadar dağılmışım ki toplanmam bir saati buldu. Bel ki de geçti… 07.05 de tekrar yürüyüşe başladım. Şu an sadece yarım litre suyum var. Dün tam 5.5 litre su tüketmişim. Ancak bir endişem yok. Çünkü bir önceki yürüyüşümden hemen yakında güzel bir kaynak olduğunu biliyorum.

Patika, tamamen ıssız ve kayalık bir bölgeden yavaşça aşağı doğru iniyor. Hava tamamen kapalı ve sert bir rüzgar var. Kayalıklara çarpan rüzgar uğulduyor. Adeta mistik bir görüntü var. Kendinizi vahşi bir doğada ve tamamen yalnız hissettiriyor. Ben bu duyguya bayılıyorum.

Yürüdükçe adalelerim açıldı ve hızla mesafe almaya başladım… Biraz sonra su kaynağına geldim. Geçen gelişimde yoktu, şimdi kaynağa bir boru sokup çeşme gibi yapmışlar.

Kaynağın önünde küçük bir gölcük var. Yani ayakkabılarınızı ıslatmadan su doldurmanız imkansız. O nedenle ayakkabılarımı ve çoraplarımı çıkarıp gölcüğe daldım. Soğuk su ayaklarıma iyi geldi. 2.5 litre su doldurup, hiç oyalanmadan tekrar yola koyuldum. Çünkü bugün bir de Marmaris’e gidip dönmem lazım.

Yol bir müddet sonra ormanlık bir bölgeye giriyor. Hem de ne orman… Yoğun ve heybetli çam ağaçlarının ve kayalıkların arasından, zig zaglar çizerek tırmanıyorsunuz. Burada işaretlerde ufak tefek problemler var ama sorun yaratacak düzeyde değil. Çünkü çok miktarda baba yapılmış. Ben de önemli gördüğüm yerlere, özene bezene gökdelen gibi yüksek, heybetli bir kaç baba yaptım… Ancak baba yapmak ta yorucu ve zaman alıcı. Bir müddet sonra yaptığım babalar küçüldü, gökdelenden tek katlı ev boyutuna indi. En sonunda baba yapmaktan vazgeçtim.

Patika dümdüz bir kaya duvarına doğru ilerliyor. Bakınca ”buradan nasıl geçilir ya” duygusu içinizde uyanıyor. Ama patika, bir sağa, bir sola kıvrılarak sizi oralardan geçiriyor. Bu ormanlık ve kayalık bölüm, Bozburun Yarımadasında ki en güzel bölümlerden biri.

Biraz sonra çıkış bitti ve çok geniş bir düzlüğe geldim. Burası iki sene önce kamp yaptığım yer. Düzlüğün bir yanı çam ormanı, bir yanı devasa bir kaya duvarı, diğer tarafta ise biraz önce tırmandığım yer. Bu arada hava bir açıp, bir kapatıyor. Şu an gene günlük güneşlik. Ancak ufukta bulutlar da tehditkar bir şekilde duruyor.

Daha önceki yürüyüşümde, burada dolunay altında, çakalların ve baykuşların bağırış çağırışlarının fon müziği eşliğinde harika bir gece geçirmiştim. Biraz video çektim ve yola devam ettim.

Kah tırmanarak, kah inerek en sonunda Çiftlik Koyu’nu yukarıdan gören kayalık bölgeye geldim. Burası yükseklik korkusu olanları biraz gerebilir. Çünkü patika çok kısa bir bölümü ile derin bir uçurumun hemen yanından geçiyor. Ancak endişelenecek bir durum yok. Çünkü zemin sağlam ve patika oldukça geniş. Yükseklik korkusu olanlar bile, uçuruma değil patikaya odaklanarak rahatlıkla geçebilirler.

Bu noktadan sonra Bayır’a doğru hızla alçalıyorsunuz. Patika güzel, işaretler belirgin. Yürüyüş sorunsuz devam ediyor. En sonunda Kayalıözü mahallesine yaklaştığınızı gösteren taş duvarlar ve bir kapı karşınıza çıkıyor. Karia Yolu işareti tam kapıda.

Geçen gelişimde bu bölgede hiç bir işaret yoktu. Olsa olsa metodu ile kapıyı açıp içeri girmiş ve pek çok kapıdan geçtikten sonra köprünün yanında Karia Yolu işaretleri ile tekrar buluşmuştum. Bu bölge yeniden işaretlenmiş. İşaretlemeyi kimler yaptıysa harika yapmış. Ellerine sağlık… İşaretler sık, görünür büyüklükte ve görünür yerlerde…

Köprüden geçip yola çıktım. Yaklaşık 2-3 km. sonra sağdan patikaya gireceğim. 45 dakikalık bir yürüyüş sonrası patikaya geldim. Patika oldukça dik bir şekilde tırmanıyor. Bu dik çıkışları seviyorum. Yorucu olsa da çok hızla irtifa alıyorsunuz. Bir kaç devasa elektrik direğini geçtikten sonra, en sonunda bahçesinde sürekli dev bir Türk Bayrağı asılı olan bir evin önüne çıktım. Sürekli diyorum. Çünkü 2 yıl önce geçtiğimde de bu evin bahçesinde gene dev bir bayrak vardı.

Evin önünden sağa dönüp toprak yoldan devam ettim. Kısa bir süre sonra Bayır Köyü mezarlığına geldim. Geçen yürüyüşümde burada, rehber kitapta ki bir ibareye takılıp sola dönmüş ve Çiftlik Mahallesine kadar 7 km. gitmiştim. Şimdi tam bu noktada yoldan ayrılıp mezarlığın yanındaki patikaya girdim.

Patika çok belirgin ve hızla alçalıyor. Bir müddet sonra sağ tarafınızda çok ilginç bir kaya duvarı size eşlik etmeye başlıyor. Bu arada devasa kaktüsler de var.

Nihayet saat 13.00 gibi Bayır Köyü’ne girdim. Meydanda,kadınların çalıştığı bir kahvehane/pideci var. İçeri girdim. Marmaris arabasını sordum. Eyvah ilk araba 15.00 de imiş. Daha iki saat var. Ondan da önemlisi matı bulup bugün Bayır’a geri dönmem imkansız. Geceyi mecburen Marmaris’te geçireceğim. Daha da kötüsü, sabah Marmaris’ten Bayır’a ilk araba öğlen 12’de. Bu da tam yarım gün kayıp demek. Bugün öğleden sonrasının da kayıp olduğunu düşünürsek bu tam bir gün kayıp anlamına geliyor. Biraz canım sıkıldı ama yapabileceğim pek bir şey yok.

Oturdum kahvehaneye, bir tost ve bir ayran söyledim. çıkardım defterimi günlüğümü yazmaya başladım. Biraz sonra kahvehanenin karşısında ki muhtarlığın tabelası gözüme çarptı. Kocaman, kırmızı bir tabela ve ”Saklıköy Muhtarlığı” yazıyor. Şaşırdım. Acaba köyün bir resmi, bir de halk arasında olmak üzere 2 adı mı var diye düşündüm. Kahvedekilere sordum. Değişmemiş. Köyde bir müddettir bir dizi çekimi yapılıyormuş, ”filmciler yaptı onu” dediler. (Dizi Star TV’de yayınlanacakmış, henüz başlamamış)

Saat 15.00 de muhtarlığın önünden minibüse bindim. Benden başka sadece 1 kişi var. O da şöför yanına oturdu. Yola çıktık. Şöför konuşkan biri. Adama durmadan bir şeyler  anlatıyor. 2-3 km. gittik, gitmedik, minibüs durdu, o adam da indi. Minübüste tek kaldım. Bir anda şöföre üzüldüm. Kaç km. yolu bir tek benim için gidecek. Yani bu seferin kökü zarar…

Arkadan seslendim. ”Hep böyle mi bu hat? Sana çok zarar yazacak, üzüldüm şimdi” dedim. Dikiz aynasından baktı. Sanırım bam teline dokundum. Yanında ki koltuğu işaret etti. ”Gel, anlata anlata gideriz” dedi…

Adı Ali. 1959 doğumlu. Yani tam olarak benimle akran… Aslen Orduluymuş. Annesi ile babası ayrıldıktan sonra, o babasının yanında kalmış. Babası tekrar evlenince sorunlar başlamış. Babası üvey annesini dolduruşuna gelip, bunun üstüne gelmeye başlamış. En sonunda dayanamamış, evi terk ederek Marmaris’e gelmiş. Tek başına çalışmış, çabalamış,evlenmiş ve 3 çocuğu olmuş. 2 sini evlendirmiş bile. ”3 cüyü de bu sezon sonunda evlendireceğiz” dedi.

Ali ile sohbet ede ede Marmaris’e geldik. Son durak Marmaris merkezdeki Vakıbank’ın önü. Kalkışta buradan oluyormuş. Hemen minibüsten indiğim noktaya çok yakın bir yerde uygun fiyatlı bir pansiyon buldum. Eşyalarımı bıraktım ve yıkanmadan hemen mat aramak için dışarı fırladım. Kipa’yı sordum, çünkü orada mat bulabileceğimi biliyorum.

Kipa’ya ulaştım ve doğruca spor malzemelerinin olduğu bölüme gittim. Tek bir mat var. 60 cm. eninde kocaman bir mat. Bu matı taşıma şansım yok. Çünkü sırt çantam Decathlon’dan aldığım 40 Lt. lik Aprenaz.. Mat bağlama perlonları yok. Ancak çantanın şapkasının altına sıkıştırabilirim. O zaman da şöyle bir sorun ortaya çıkıyor. Sırt çantamın yağmurluğu yok. Çünkü yanımda pançom var. Çantayı da koruyan panço. Eğer çanta şapkasının altına bağlarsam, panço ne beni ne çantayı koruyabilir.

Sırt çantasının içine sokabileceğim, hacimce ufak bir alternatif bakmak üzere mağaza da dolaşıyorum. Son çare olarak bir polar battaniye almaya niyetim var. Ancak bu da çantaya yerleşmede sorun çıkaracak.

Birden rafların arasında parlak bir alüminyum gözüme çarptı. Hemen o reyona yöneldim. Baktım oto malzemeleri reyonu ve gördüğümde araba güneşliği… 70 x 150 cm.lik, çift tarafı alüminyum kaplı bir güneşlik. Birden gözlerim parladı. Çünkü alüminyum gerçekten çok iyi bir ısı izolasyonu sağlıyabiliyor. Kar üstüne attığım kamplarda çadır zeminine bir termal battaniye yayarım. Battaniyenin olduğu yer ile, olmadığı yer arasında, elinizle bile hemen anlayabileceğiniz seviyede bir ısı farkı olur. Bu benim üşüme sorunumu çözer ama konfor sorunumu çözmez. Onu da yedek kıyafetlerimle nisbeten çözerim diye düşündüm ve aldım… Biraz takviye yiyecekte alıp pansiyona döndüm. Hanımı aradım ve günlük raporumu verdim, doğru banyoya…

Banyoda elektrikli şofben var. Açtım su soğuk. 2. kademeye aldım gene soğuk. 3. kademeye aldım gene soğuk. Bastım küfürü…

Neredeyse 60 saatte ancak 3 saat uyudum. Üstelik oldukça sert parkurlarda 2 gündür yürüyorum ve yorgunum. Hiç aşağı inip kavga edecek durumum yok. ”Ya Allah” deyip attım kendimi buz gibi suyun altına. Yıkandıktan sonra 2 gündür üzerimde olan kıyafetleri de yıkadım. Bunlar yarına kadar muhtemelen kurumaz ama, sırt çantamın dışına asar yürürken kuruturum..

Yattım yatağa… Açtım radyoyu… Koydum 1 duble rakı… Bir şeyler yiyerek ve rehber kitaptan yarınki yürüyüşe ilişkin bölümleri inceleyerek 1 saat kadar oturdum. En sonunda saat 20.45 gibi uykuya daldım..

Reklamlar
Comments
10 Responses to “KARIA YOLU-BOZBURUN YÜRÜYÜŞÜ 2. GÜN (23 MART)”
  1. FIRAT dedi ki:

    🙂 Merakla yazının devamını bekliyorum. Umarım yürüyüş kısa sürmemiştir.

    Liked by 1 kişi

  2. famas1907 dedi ki:

    Sabırsızlıkla devamını bekliyorum. Bu yaz yol bisikletim ile yapacağım turlarda kullanmayı düşünerek, bende Jr.gear ve ferrino bivvi malzemeleri yazılarınızı okumadan önce almıştım. Sanırım hata yaptık. Mat üstünde bir kaç kampım oldu 70kg’yum herhangi bir sorun yaşamadım. Yazın ferrino bivak torbasının sıcaklık perfornmansını çok merak ediyorum. Sizce yazlık t-shirt, yazlık şort ile üşümeden geceyi geçirebilir miyim? Yazılarınız için teşekkürler.

    Beğen

    • Seawolfmete dedi ki:

      Merhaba, Ben 95 kg.a yakınım. Mat patladı. Ağırlıktan olabileceği gibi, bir üretim hatası da olabilir. Firmaya geri gönderdim. Cevap bekliyorum. Ferrino Bivak ise iş görür. 4-5 C bir sıcaklıkta yattım. Biraz üşüdüm ancak pançomu üstüme alınca tamamen normale döndü. İlkbahar ve yaz aylarında rahatlıkla kullanılabilir.

      Beğen

  3. UĞUR CEMEK dedi ki:

    İlgi ile takip ediyorum. Umarım uzun bir yürüyüş olmuştur.

    Beğen

  4. Ertan dedi ki:

    Abi okudum tekrar okuyorum çok guzel ellerine sağlık

    Beğen

  5. ozturkmtn dedi ki:

    Harika bir yazı dizisi. Ilk denemenizi dün okudum. Şimdi de bu seriyi okuyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: