ORMANDA ATEŞ YAKMAK VE KAMP KURMAK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Bundan tam bir sene önce yazmış olduğum ”Orman Kanunu” isimli bir yazı, nasıl olduysa birden bire en çok okunan yazı haline dönüştü. Hem de ne dönüşme… İstisnasız son bir aydır her gün 1.000’e yakın okuma yapıyor… Tabii bunun doğal sonucu olarak da pek çok insan yorum yapıyor. Bu yorumlardan şunu fark ettim… Doğa yürüyüşçüleri arasında da, tıpkı kaya tırmanıcılar arasında süregiden ”Bolt” tartışması gibi bir  bölünme var. Kimi arkadaşlar, ormanda şartlar ne olursa olsun ateş yakılmaması taraftarı, kimileri de yakılması… Bir de orta yolcular var elbet… Aynı şey ormanda kamp kurma içinde geçerli… Kimileri ormanda kamp kurulmasın, çünkü bu doğal olarak ateş yakma sonucunu doğurur diyor, kimileri de ateş yakmadan kamp kurulabilir…

Ben de elbette bu tartışmanın dışında kalamazdım ve derhal kayarak topa girdim…

Öncelikle sağlıklı bir karar vermemize yarayacak verilere bir bakalım…

1. ATEŞ İNSAN İLİŞKİSİ: Ateşin ne zaman bulunduğu tam olarak bilinmiyor… 1980 yılına kadar, Batı Şeria’da bulunan kalıntılardan 730.000-800.000 yıl önce ateşin kontrollü olarak yakılmaya başlanıldığına inanılıyordu. Ancak 1981 yılında Kenya’da ve 1988 yılında Güney Afrika’da yapılan kazılar sonucunda, bundan 300 bin yıl öncesinde de ateşin kontrollü olarak yakılabildiğine dair kanıtlara ulaşıldı… Yani neresinden bakarsanız bakın 1.000.000-1.100.000 yıl önce… (Bunu 1.7 milyon yıla kadar götürenler de var…)

Oysa yerleşik düzene geçiş sadece 12.000 (Göbeklitepe), yazının bulunuşu ise 5.000 yıl önce… Yani bu geniş zaman dilimine bakınca bir yılın son saati gibi… Bu da şu anlamı taşıyor. İnsanoğlu yaklaşık bir milyon yıl doğada kıçı açık bir şekilde, meyve toplayarak ve avlanarak yaşamış ve her gittiği yerde de ateşini yakmış… Hiç bir yasak ve kural olmadan… Belki biraz iddialı olabilir ama şunu söylemek sanırım mümkün… Ateş, insanın doğal yaşamının bir parçasıdır

2. DÜNYADA ORMANLARIN DURUMU: Günümüzde yaşam 100 yıl öncesine göre bile çok çok farklı… Artık insanlar şehirlerde oturuyorlar ve çılgınca tüketiyorlar…  Bu tüketimi karşılamak için de doğal olarak ormanlar yakılıp tarlalar, arsalar açılıyor, kesilen ağaçlar endüsrtüde kullanılıyor… Hazıra dağ dayanmaz… Elbette bunun sonucunda orman alanları hızla azalıyor.

estimated-deforestation-by-type-of-forest-and-time-period-pre-1700-2000-fao-20120-645x422Yıllar içinde dünyada orman alanlarının azalımı (FAO-2012)

Yukarıda ki tabloya baktığımızda; 1700 yılında 400 milyon hektar olan ılıman ormanların, günümüzde neredeyse tamamen tükendiğini, 1950 yılında 325 milyon hektar olan tropik ormanların ise, 100 milyon hektara kadar azaldığını görmek mümkün. Bunun anlamı şu… Dünya akciğerlerini kaybediyor ve tüm yaşam büyük bir tehditle karşı karşıya bulunuyor. O nedenle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ormanların çok ciddi şekilde korunmaya ihtiyacı var…

3. ORMANLARIN YOK OLMA SEBEPLERİ: Ormanların yok olma sebebi ise çok çeşitli… Ancak kaybın genel nedeni % 90 insan eliyle, % 10 ise yıldırım düşmesi, volkan patlaması gibi doğal sebeplerle…  Doğal sebepler ile oluşan kayıplar için yapılabilecek pek bir şey yok. Çıkan yangını söndürmeye çalışmaktan başka… Ancak insan eliyle ortaya çıkan kaybı önlemek elbette mümkün. Peki insan eliyle ormanlar nasıl yok oluyor. İşte insan eliyle orman kaybının nedenleri;

a. Orman alanlarının kesilerek, yerine ekonomik değeri olan bitkilerin (şeker kamışı, kauçuk, kahve vb.) ekilmesi. Yani tarım alanları açmak..

b. Artan nüfusun konut, işyeri vb ihtiyaçlarını karşılamak için arsa üretimi…

c. Otoyollar, köprüler, havaalanları gibi ulaşım amaçlı olarak ormanların yok edilmesi…

d. Odun, kereste, kağıt, kozmetik vb. endüstriyel amaçlarla orman alanlarının yok edilmesi.

e. Yakıt için orman alanlarının yok edilmesi..

f. Madencilik amaçlı orman alanlarının yok edilmesi.

g. Hayvancılık

h. Orman Yangınları ile orman alanlarının yok olması…

Bu sebeplerin hangisi, orman alanlarının kaybından ne kadar sorumlu, kapsamlı bir istatistiğe rastlamadım… Ancak Brezilya Amazon ormanlarının 2000-2005 yılları arasında yok olmasının sebeplerini içeren aşağıdaki istatistik bir fikir verebilir.

Untitled-2

Görüldüğü üzere orman yangınları diye bir başlık yok. Sanırım yangınlar ”diğer % 1-2” başlığı altında. Ayrıca öbür nedenlerin içinde de orman yangınları vardır sanıyorum. Örneğin tarla açmak için orman yakma gibi…

Buradan çıkan ana sonuç şu olabilir. Ormanların yok olmasının ana sebebi nüfus artışı ve aşırı tüketim… Bu iki sorun çözülmedikçe orman alanları yok olmaya devam edecektir.

4. ORMAN YANGINLARININ NEDENLERİ: Orman yangınlarını iki ana başlıkta toplayabiliriz. 

a. Kasıtlı olarak çıkarılan orman yangınları: OGM verilerine göre ülkemizdeki orman yangınlarının % 12’si kasıtlı olarak çıkarılmaktadır. Bu kasıt nedenleri;

(1) Tarım arazisi açmak,

(2) Terör,

(3) Menfaat elde etmek,

(4) Yabani hayvanları uzaklaştırmak,

(5) Kundaklama,

b.  Dikkatsizlik ve ihmal nedeniyle çıkan yangınlar: Ülkemizde çıkan orman yangınlarının  % 59’u bu tip yangındır. Bu dikkatsizlik ve ihmal nedenleri;

(1) Anız yakmak

(2) Çöplüklerin yakılması

(3) Av fişeklerinden çıkan kıvılcımlar

(4) Sigara atılması

(5) Piknik ateşleri

(6) Enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınlar

(7) Çoban ateşleri

(8) Cam atıkların neden olduğu yangınlar

(9) Diğer

% 12 + % 59 = % 71 ediyor… Daha var % 29… Orman yangınlarının % 20 si bilinmeyen nedenlerle, % 9’u ise doğal nedenlerle çıkıyor. (Bu veriler ülkemize ait.) Yani bilinmeyen nedenlerle çıkan yangınların arasında da, mutlaka ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıkan yangınlar olduğunu düşünürsek, orman yangınlarının en büyük nedenin ihmal ve dikkatsizlik olduğu anlaşılıyor… O nedenle bu konuda mutlaka çok ciddi tedbirler alınmalı….

5. DÜNYA’DA BU İŞLER NASIL: UIAA (Uluslararsı Dağılık Federasyonu)’nun 2002 tarihli Dağ Etiği Deklerasyonu 7. maddesi şöyle… ”Dağlara ve yamaçlara ulaşmanın temel bir hak olduğuna, ancak sorumlulukla olması gerektiğine inanıyoruz. Faliyetlerimizi düzenlerken daima çevreye duyarlı bir şekilde ve doğa ve doğal örtünün korunmasının ön planda tutulması yönünde öngörüyle hareket etmeliyiz. Yetkililer ve doğa koruma  organizasyonları tarafından tesbit edilen erişim koşullarına ve kısıtlamalara her zaman saygı göstermeliyiz.”

Bu maddeden şunu anlıyoruz… Dağlara ulaşım bir temel haktır ve engellenemez. Ancak doğanın korunması adına bir takım kısıtlamalar getirilebilir.

Bir örnekte ABD’den vereyim… White Mountain National Forest Service’in hazırladığı ”Kamp Kuralları” dökümanı. Bu dökümanda kamp kurma, ateş yakma kısıtlamaları çok net bir şekilde belirtilmiş.

http://www.fs.usda.gov/Internet/FSE_DOCUMENTS/stelprdb5363715.pdf

images

atnc62

hut-scene-2ABD’de ki Appalachian Trail üzerindeki kamp alanları ve barınaklar

6. BİZDE İŞLER NASIL: Bunu yukarıda bahse konu ”Orman Kanunu” isimli yazıda detaylı olarak anlatmıştım. Özetlersem bizde de belirlenmiş yerler dışında kamp kurmak ve ateş yakmak yasak… Ancak bizde bir sorun var. Belirlenmiş yerler yok, varsa da neresi belli değil. Örneğin Likya Yolunda, Karia Yolunda ya da St. Paul yolunda belirlenmiş hiç bir alan yok. Varsa da bilen yok… Bu demektir ki yasal olarak bu yollarda hiç bir yerde kamp kuramazsınız. Bu da bu yollar yürünemez demek… Asıl garabet bu yolların pek çoğunun bizzat resmi makamlar tarafından açılıp hizmete sokulması. (Frig Yolu, Yenice Yolu vb.)

Özetle biz yasayı koymuşuz, orada bırakmışız. Ne bu yasayı hayata geçirme çabası var ne de bir denetim. Fiilen şu an aslında her şey serbest. Çünkü hiç bir denetim yok…

SONUÇ VE DÜŞÜNCELER: Tüm bu verilerden hareketle şu sonuca ulaşabiliriz. İnsanlara ormana girme, kamp yapma, ateş yakma denemez. Çünkü bu onun doğal yaşamının bir parçası ve temel haklarından biri… Ancak bu gezegende yaşamın devam etmesini istiyorsak ormanları da korumalıyız. Yapılması gereken basit. Ormanları korumakla, ormanlardan istifade arasında makul bir denge kurmak… Bu nasıl olacak. Tüm dünyada olduğu gibi, kamp kurmak ve ateş yakmak belirlenmiş özel yerlerde serbest olmalı ve bu bölgeler denetim altında tutulmalıdır… Zaten yasal olarak böyle de… Ancak uygulamada yok… Yürüyüş yollarımızda mutlaka 8-12 km. aralıklarla kamp yerleri belirlenmeli ve bunlar yürüyüş yolları rehber kitaplarında ve haritalarına işaretlenmelidir. Eğer bu yapılamıyorsa, en azından yürüyüş yolları üzerinde ateş yakmadan kamp kurmak serbest bırakılmalıdır.

Ve tüm bunlardan önemlisi, ormanların esas yok olma nedeni olan, nüfus artışı ve aşırı tüketim kontrol altına alınmalıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: