TIMOTHY TREADWELL (GRIZZLY MAN)

Background

Hayatı ”Grizzly Man” isimli filme de konu olmuş olan Timothy Treadwell‘i, sanırım doğaya meraklı herkes bilir ve tanır. İlginç yaşamı ve trajik sonu pek çok tartışmaya neden olmuştur. Gerçi Timothy‘nin çok ciddi psikolojik sorunları olduğu konusunda kamuoyunda bir fikir birliği vardır… Tartışmalar bu nedenle genelde onun yaşamı üstünden, modern hayat – insan – doğa ilişkileri üzerine yapılmaktadır.

Benim bugün değinmek istediğim nokta bu tartışmalar değil. Filmi seyreden herkes bu konuda bir fikir sahibi olabilir. Benim gündeme getirmek istediğim konu, onun bu trajik  ölümünü bilerek ve planlayarak hazırladığı iddiasıdır.

Bu iddiaları dile getirmeden önce, bilmeyenler için Timothy Treadwell‘in hayat hikayesine kısaca bir göz atmakta yarar var.

Timothy Dexter, 29 Nisan 1957’de New York’ta doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde dikkati çeken tek şey, annesinden aldığı hayvan sevgisiydi. Onun dışında derslerinde başarılı, tramplen sporu yapan sıradan bir gençti. Tramplendeki başarısı ile bir üniversite bursu kazandı. Ancak 2. yılında bir atlayış esnasında sakatlanınca bursunu kaybetti ve üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı. Bu noktadan sonra hayatında hızlı bir düşüş başladı. TV için çekilen sitcomlarda küçük roller aldı ve Dexter olan soyadını bırakıp Treadwell‘i kullanmaya başladı. Kendine Avustralyalı bir göçmen olarak hayali bir kimlik üretti. Bu arada önce içki, ardından da uyuşturucu ile tanıştı.

1980’lerin sonunda aldığı aşırı doz uyuşturucudan ölmek üzereyken bir Vietnamlı veteriner tarafından hastaneye kaldırılarak kurtarıldı. Bu olaydan sonra en yakın arkadaşı Terry’nin ısrarı ile 1989 yılında Alaska’da bir yaz kampına gitti. Burada boz ayılarla ilk kez karşılaştı. Ondan sonraki 13 yıl boyunca da uyuşturucu ve içkiden uzak durup, her yaz Alaska’ya gitti ve tüm yazını orada ayıları izleyerek geçirdi. Bunun son 5 yılını da kamera ile kayda aldı ve yaklaşık 100 saatlik bir çekim yaptı.

Timothy Treadwell artık fanatik bir çevreci ve bir boz ayı savunucusuydu. Boz Halk adında, boz ayıları koruyan bir vakıf kurdu. Okulları dolaştı, çocuklara ayı sevgisi aşılamaya çalıştı. Çevreci ve hayvan hakları suvunucu derneklerin yeni yüzü oldu. Artık ABD’de herkes tarafından tanınıyordu.Hatta faaliyetleri ünlü aktör Leonardo DiCaprio tarafından bile finansal olarak destekleniyordu.

Ancak zaman içerisinde davranışları da tuhaflaştı. Kendini ayılarla özdeşleştirmeye başladı. Bir ayı olmayı istediğini pek çok kez ifade etti. Kendini ayıların efendisi ve tek koruyucusu olarak görmeye başladı. Hatta karşılaştığı insanlara bir ayı gibi kükrediğini iddia edenler bile oldu. (Bu konuda Grizzly Man filmini izleyerek çok daha geniş bir bilgi sahibi olabilirsiniz.)

5 Nisan 2003 günü, kız arkadaşı Amie Huguenard ile birlikte gittiği 13. Alaska seferinin son gecesi, yaşlı bir erkek ayının saldırısına uğradılar ve öldüler. Olay yerine ertesi gün gelen milli park görevlileri, ayıyı öldürdüler. Kamp yerine geldiklerinde ise onlardan bir iz bulamadılar. Çadır parçalanmıştı ve Amie’nin ayakkabıları çadır önünde düzgünce duruyordu. Ayı her ikisini de çadırdan dışarı sürüklemiş ve sonrada yemişti. Her ikisinin de kalıntılarını bulabildiler. Bu arada diğer parçalarıda ayının midesinden çıkarıldı.

Treadwell_Incident_MapÜnlü Alman yönetmen Werner Herzog,  Timothy’nin son 5 yılında çektiği kamera kayıtlarını kullanarak olayı Grizzly Man” adlı bir filme dönüştürdü. (Bu film sinema eleştirmenleri tarafından dünyanın en iyi 10 dökümanter filmi arasında gösterilmektedir)

İşte Timothy Treadwell‘in kısa hikayesi bu. Bu hikayenin en tartışmalı alanlarından biri de şu oldu. Timothy bir ayı saldırısı sonucu öldü mü, yoksa planlayarak ayının kendilerini öldürmesini mi sağladı? Bu sorunun kesin cevabını vermek elbette çok zor, hatta imkansız. Ancak bunun planlı olduğunu iddia edenlerin de, iddialarını destekleyecek pek çok nokta mevcut.

İşte bu iddialar. (İddiaları daha iyi anlayabilmeniz için filmi seyretmenizi öneririm)

1. Filmde de yer verildiği üzere, faaliyet gösterdiği çevre kuruluşlarında ki arkadaşları, Timothy‘nin ”faaliyetlerinin kamuoyunda yeterince yankı bulamadığından şikayet ettiğini ve gerekli ilgiyi ancak ölerek çekebileceğini” sık sık söylediğini anlatıyorlar.

2. Timothy her yıl Eylül ayı sonunda Alaska’dan ayrılırdı. Bu yılda Eylül sonunda Boz Labirent‘ten ayrılmışlar ve Kalifornia’dan önceki son durak olan Kodiak’a ulaşmışlardı. Günlüğüne yazdığına göre; Timothy havaalanında şişman bir görevliyle tartışarak sinirlenmiş ve anlaşılamaz bir kararla tekrar Boz Labirent‘e dönmüştü. Üstelik kız arkadaşı Amie‘nin çok önemli bir iş görüşmesi olduğunu bildiği halde…

3. Son kamp yeri, Timothy‘nin kendi ifadesi ile son derece tehlikeli bir yerdeydi. Yoğun ağaç ve çalıların arasında tamamen görünmezdi. Üstelik mevsimin son somon akımının olduğu bir nehir kenarındaydı. Bu nedenle kış uykusuna gitmeye hazırlanan agresif ve aç ayılar bölgede çok yoğun olarak bulunuyordu.. Kampın kurulduğu yerin bir özelliği de somon akımı için gelip giden ayıların oluşturduğu patikaların tam kesim noktasında olmasıydı.

4. Ertesi gün bir uçak tarafından alınacağını bildiği halde, Timothy malzemeleri uçağın ineceği bölgeye taşımamıştı. Çünkü 4 ay gibi uzun bir süre bölgede kaldıkları için pek çok malzemeleri vardı ve kısa sürede taşınması imkansızdı.

5. Ayıların olduğu bölgede yapılacak kampların en büyük tabusu, kamp yerinde ve çadırda yiyecek bulundurmaktır. Bunu en iyi bilenlerden biri de elbette Timothy‘dir. Buna rağmen son gece tüm yiyecekleri kamp yerinde bulundurmuştur. Hatta sonradan olay yerine gelen görevliler, çadırın içinde bile açıkta yiyecek bulmuşlardır.

6. Ayı saldırısının başladığı o korkunç anda, Timothy kendini korumaya değil, sanki bu anı bekliyormuşcasına kamerasını açmaya çalışmıştır. (Kamerayı çalıştırmış, ancak kapağını çıkarmaya muvaffak olamadığı için sadece sesler kayda alınabilmiştir. 6 dakikalık bu ses kayıtlarını Werner Herzog filmde kullanmamıştır. Ancak daha sonra bu kayıdın yaklaşık 2 dk.lık bir bölümü, bir şekilde Youtube sızmış, sızdırılmıştır.)

AYI SALDIRISI SES KAYITLARI: (Bu ses kayıtlarının orjinal olup olmadığı biraz tartışmalıdır. Seslerin Timothy Treadwell ve Amie’ye ait olduğu kesindir. Ancak kasedi dinleyenlerin bahsettiği pek çok haykırış, tavayla ayıya vurma sesi vb. bu bölümde yer almamaktadır. Ancak bu kısa bir bölüm olduğu için yer almamış olabilir.)

7. Polis kayıtlarına göre bu son 6 dakikalık ses kaydı,  Amie‘nin korkmuş ve şaşırmış bir ses tonuyla ”Hala orada mı?” sorusu ile başlıyordu. Bu da ayının kamp alanına geldiğinin Timothy ve Amie tarafından fark edildiğini ve hatta bir süre izlendiğini gösteriyor. O zaman şu soru ortaya çıkıyor. 13 yıl boyunca binlerce kez bu tip karşılaşmalar yaşayan ve kendi ifadesiyle ayı dilini çok iyi bilen Timothy, bu kez ne oldu da ayıyı uzaklaştırmayı başaramadı?

İşte bunlar ”Timothy Treadwell ayı tarafından öldürülmedi, kendisini bir ayının öldürmesini planladı ve gerçekleştirdi” diyenlerin iddiaları.

İş işten geçtikten sonra, olayın karanlıkta kalan noktalarını kullanarak senaryolar yazmak kolay. Nasıl olsa bunu doğrulayabilecek ve yalanlayabilecek tüm insanlarda ölmüş durumda. O nedenle ben bu tip senaryolara pek itibar etmiyorum. Çünkü gerçeği kesin olarak bilmek asla mümkün olmayacak. Yukarda ki iddialara bakarak ”evet öyle olmuştur” denebilir. Çünkü gerçekten alt alta koyduğunuzda mantıki bir tutarlılık gösteriyor. Ancak tüm bu iddiaların karşı iddialarını da kolaylıkla üretmek mümkün. O nedenle olayın sadece bilinen kısımlarına itibar etmek yeterli diye düşünüyorum.

ST/GRIZZLY17

Timothy ve Amie’nin son fotoğrafı

imagesTimoth Treadwell’in cesedi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: